18/2/2008 ·

18/2/2008 ·

18/2/2008 ·

[Resim]

özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
'git artık' demek
'beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa'
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....

 

                                                özdemir asaf...

18/2/2008 ·

Aşktır ki, gerisi vesairedir...


Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib

Kılma derman kim helâkim zehr–i dermanındadır

Fuzuli

Sevgili!..

Aşkın şiirini yazmak isterdim sana; sana aşkı şiir ile yazmak isterdim... Aşkı seninle tanımlamak ister, aşkı sende tanımak isterdim. Ay ikiye bölündüğünde yanında olmak, Uhud’da dişini avcuma almak isterdim.

Sevgili!..

Şimdi senden uzakta, aşk şudur diyebilsem eğer, son defa kendimi ve ilk defa okuyucumu kandırmış olacağım. Bildim dediğim bir aldanıştır çünki o, duydum dediğim bir yanıştır. Şimdi ayın, şın ve kaf’ları çıkardılar elifbelerden de sensizliğin mektebinde bir sabra mıhladılar bizi elif’lerle he’lerden. Sensizlikte hasretin hüzzamlarını öğrendik kucak kucak, ve aşkın nihavent saltanatını arar olduk köşe bucak. Bildiğimizi sandıkça yandık da yolunda, yolunda yandığımızı sandıkça bildik sonunda. Aşkın gerçeği değildi bildiğimiz, ama aşkın ateşiydi yandığımız. Artık şüphedeyiz, canları yâre ulaştıran bir sel miydi aşk, şekeri güzele sunup ağuyu kalbe bulaştıran bir el miydi!.. Sana varacak yolların çilesi miydi; tutkular ötesi tutkunun zirvesi, hasretle yanışların sesi miydi!..

Galiba varlığın çekim alanına giren en ulvi acıydı aşk; ve maddeyi mânâya veren en cömert sancıydı. Ruhların çeşitli varlıklar arasında bölüştürülen süsüydü belki; belki ötelere yazgılı yitirişlerin türküsüydü. Kalp kalbe konan kelebek kanatlarında renk; kudümlerde düşünüp neylerde ağlayan âhenkti aşk. Şarkın bütün şiir macerasıydı, belki Yesribli sevgililer için tutulan bir Anadolu yasıydı. Yağmur yağmur belaya başını tutmaklar ve ateş ateş denizlere kendini atmaklardı. Mansûr’u dâra takan da, Halil’i oda yakan da oydu, ve oydu Eyyub’u derde bırakan da. Tuz kadar mübarek, ekmekçe aziz idi; toprakleyin bereket, su gibi temiz idi.

Aşk iğnesiyle dikilince bir dikiş, kıyamete kadar sökülmez imiş. Aşk ile insan elbet güneşe benzer; ve aşksız gönül misâl–i taşa benzer. Hayatı aşka bölünce hayat çoğalır; bütün hayatları toplasan geriye aşk kalır. Gelip kemiğe dayanınca dünya, hayata atılan kemend olur; göz kapaklarından vurulunca kasırgalar, annelerce deprem, babalarca bend olur. Aşksız bahar dallarını kuru bir ayaz boğar, aşksız rahmini yargılayan bebekler nâgehan doğar. Mahrem düşüncelerle perdelenen odalarda ya ezel ya ebet olur; aşk kayıp giderse dünyadan ebet kıyamet olur; sevgisizlik gelir, dünya cehennem olur.

Aşk gelince burukluğun şiirinde hüzün dokur heceler; ve azarlanmış kalpleri ısırır tam yarısında geceler. Saban onunla sürerse toprağı koşarak, ancak o vakit yeşerir taze bir başak. Atların nallarından yıldırımlar masallara dökülür, ve yollanamayan mektuplarda nice kalpler sökülür. Kayan yıldızlar gibi büzülür elem dehlizlerine diller, ve melal süzülür gibi melek kanatlarında döker yapraklarını güller. Kaderin dehşetini yakan şamdanlar özge pervanelere tesellikâr düşer, şefkatli bir ekmek kırıntısıdır kurutulmuş buselere yâr düşer.

Sevgili!..

Kapına geldik; aşkı öğret bize; ve aşkını ver yüreklerimize.

Bir nihânîce gamzene gamzede âşıkların adına... Hani uykuya dalınca kenti, ve yalnız başına kalınca kendi... Hani yalnız gecelerde konuşmadan kalınca dilleri, ve hâl üzre gönüller anlar olunca bütün dilleri... Vicdan sesinden bîzâr kürek mahkumlarınca, hani âşıkların hasreti özlemle karınca... Hani gurbetin ucunda gönlüme gömen de seni, hani seni gurbet gurbet gönlüme gömende... Güneş ve ay nurunu aşkından alırken; güneşin ışığı aya vurur gibi âşıkı aydınlatırken... Gel ey Sevgili bir huzmecik bahş eyle âsî ve aciz üftadene, ve umut ver peykin olmaya teşne kem zerrene. Aşkları unutan bendene aşkını unutturma!..

Her şey sen olsun şu dünyada ve olmasın sen olmayan dünya da.

                                                       ***İSKENDER PALA***

18/2/2008 ·
Yokluğun kor bana... Sensiz, bin ateş parçasına bölünür kalbim. Tenimde cehennem cehenneme düşer, bir daha yanar. Avucumda denizler kurur; çöller başlar.

Gözüme geceler üşüşür; sabahlar ürküp uzaklara kaçar. Sözlerimi hece hece alev sarar; dudağımda yangınlar başlar. Korkarım, bir kez "su" dersem sular alev alır.

Susuşun zor bana. Sensiz, yokuşlar uzar, yollar uçurumlara uğrar. Yaraların kabuğu açılır; ırmakların yatağı daralır. Sele kapılır dağlar; köprüler geçilmez olur. Dünyanın bütün taşları kirpiklerime biner; güneşlerin hepsi çöle iner. Elimde kalır ağıtların hepsi; kimse duymaz, kimse ağlamaz, kimse anlamaz. Bir kuyuya iner gibi; tozlanır şiirler, güfteler silinir, şarkılar boğulur. Harfler harflere bitişmez olur. Sahipsiz kalır keman; telleri kopar bağlamaların... Ahenk bozulur; nefessiz kalır neyler. Bir "Ah!" etsem, "Ah!"ların hepsi ağlar.

Varlığın koca bir dağ bana. Şirin bu kadar uzak değildi Ferhat'e. Sadece dağlar ayırdı onları. Dağdan sonrası Şirin'di. Dağın berisi Ferhat'ti. Sen ise dağın kendisisin. Kazıp da yakın edeceğim bir yer yok ki Şirin'e Ferhat olayım. Aşıp da kavuşacağım bir yâr yok ki sana geleyim. Sanki bir yanım dağ, bir Ferhat'tir benim. Kimi kimden uzak bileyim? Su içecek dudaklar kurudu, kime sular getireyim? Sular serinliğini yitirdi; kime sâki olayım?

Yokluğunu sor bana. Mecnun'un gözünde Leylâ değilsin ki, sana gelmek için çölleri göze alayım. Çölleri hepten yaktım; kumlar dağıldı, tozlar uçuştu. Aşk kalplere küstü, kuyulara düştü. Koynuma gömdüm ayrılığını ve her bahar yokluğunu meyve verdim. Mecnun beni deli sandı. Leylâ gözlerime aldandı; gözlerini gözlerimde aradı. Araya dağları koydum; kimse aldırmadı. Nice deniz kıyısında nice sevgili bekledim; hiçbirinden selam gelmedi. Şişelere bırakılmış mektuplar gördüm; okuyan olmadı. Ah, sevdiğim, sen yoksun buralarda, tadın da tadı kaçtı, lezzetler hüzne bulandı. Şöyle incecikten bir kez "aşk" desem, şiirler utanır, şarkılar kör olur, türküler köyden kaçar. Yokluğunu bir sorsan bana, cevapların cümlesi kılıç kuşanır, suların hepsi köpürür, kuru dallar bin defa kırılır, kuşlar bin kez daha dağılır.

Hasretin nâr bana. Kuraklığın dudağı çatlar adını söyleyince. Pervane ateşi bırakıp yüzüme koşar; yanmaya gelir. Buzullar dudağıma koşar, erimeye özenir. Mumların alevi parlar seni anınca. Gölgeler senin adının altında serinler, dinlenir. Nicedir kirpiklerimde taşıdığım taşlar yoluma düşer; hüznüme yaslanır, ağlar, ağlar, ağlar. Bütün yangınların bütün külleri bana savrulur; anka kuşlarının hepsi gözlerimin içine bakar, bir kez daha uçmak için yalvarır. Yangını da yaktığımdan, küllerin hepsi yine, yeni ve yeniden küllenir. Adını ağzıma alsam, her yere her zaman yağmur yağar, denizler denizlere koşar, bütün dağlardan bütün dağlara kuşlar kanatlanır.

Sızın yâr bana. Seni yitirdiğimden beri, elimden ayrılıklar tutuyor; el ele dolaşıyoruz terk edilmiş sahilleri. Acıların canı yanıyor adını anınca, susayım diye yalvarıyorlar. Yaralar senin susuşunla yaralanıyor; bir söz umuyorlar dudağından merhem olur diye. Bir bilsen, ne kadar zamandır kapımda bekleşiyor unutuşlar, "bir yol bizi de hatırlasın" diyorlar. Geceleri sokak lambalarının loşluğuna sığınıp birbirlerine sarılıyorlar ama yine de çok üşüyorlar. Bir sabah gelip yüzlerini tek tek öpüp okşarsın diye umuyorlar. Bir de, evden kaçmış mutluluklar var; hâlâ sığınacak bir köprü altı arıyorlar ama gözleri aydınlık pencerelerin önünde, belki sen ekmek verirsin diye bekliyorlar. Umutlar var hemen aşağı mahallede, gecekondu yapmışlar kendilerine, köylerini bırakmışlar, kalplerden sürülmüşler. Gelirsin diye yolunu gözlüyorlar. Yolları sorma, onlar hepsinden perişan, sevgilinin köyüne dolanmak için can atıyorlar, kıvranıyorlar ama nafile... Sen olmayınca, yollar da yolda kalıyor, ayakları taşa dolanıyor.

Neredesin ey sevdiceğim? Sensiz ayrılık bile ayrıldı sevdiğinden. Sensiz hüzün de mahzun oldu. Sensiz şiirler yarım kaldı, dudağa değmedi; sadece bir fısıltını bekliyorlar. Heceler senin elinden tutup şarkılara sokulmak istiyorlar. Haberin var mı sevdiceğim, burada kuşlar yuvaya uçmuyor; gurbet bile gurbete düşüyor. Duydun mu, burada bahar geldiğine pişman oluyor; güzün yaprakları kuruyor.

Belki okursun diye buraya yazıyorum, harfler seni hecelemek için sabırsızlanıyor. A olmayınca Ş dudağa yapışıyor, sessiz kalıyor. K olmayınca, A ve Ş boşluğa düşüyor, anlamsız kalıyor. "A", "Ş" ve "K" senin adının kucağında büyüyor, senin anlamının sıcağında doyuyor.

İnan bana, sensiz ayrılık bile ayrılık olmuyor, kavuşmak bile tat vermiyor. Sensiz ne seven sevebiliyor, ne sevilen sevildiğini biliyor. Sensiz sözler boşluğa düşüyor, sensiz kalem kâğıda dokunmuyor, sensiz dudak dudağa değmiyor. Sensiz ne sevda seviniyor ne veda üzülüyor. Sensiz hüzün bile yüze gelemiyor, acılar utanıp kuytulara saklanıyor.
Yokluğun kor bana ey aşk.


Sende yak beni, ateşe at sözlerimi.

Suskunluğun zor bana ey aşk.

Ben sustum, sen söyle iyiliğimi.


Senai DEMİRCİ
17/2/2008 ·

Hayat, gittikçe dibi biLinmez kör kuyuLara itiyordu beni yavaş yavaş... Hani ben hep neşeLiydim, hep mutLuydum, hani ben cimcimeydim ya; şimdi karaMsar keLimesi biLe az kaLır içimi tasVir etmeye... Benim de güvendiĞim insanLar vardı, benim de dostlarım vardı ya da ben var sanmıştım. AsLında hiç oLmamışLardı ki... Şimdi nasıL sessiz çığLıkLardaysam o zamanLar da içten haykırıyordum...

Herkes imRenirdi bana ne güzeL güLümsüyormuşum her zaMan... Kim biLirdi ki benim yüreğimde koPan fırtınaLarı?... En kötü zamanLarında yanında oLmaya çaLışırdım insanLarın, sığınıLacak kocaman bir Limandım ben ama deniz daLgaLandığında hiçbir gemi yanaşmazdı bana... Kendi kendime savaşırdım ben fırtınaLarLa, bakardım uğramadan geÇen gemiLerin ardından sessizce...

Hadi kuşanın yine sevimLi insan maskeLerinizi!... Ben maskeLerin aLtında yatan şeytanLarı göremeyecek kadar körüm ne de oLsa... YaLanLarLa süsLenmiş sevgi sözLeriyLe yaraLayın beni önce, sonra zehirLi birer ok gibi sapLayın çirkin sözLerinizi teker teker... Umrumda değiL artık acıLar, yaraLar... BağışıkLık kazandı ruhum sayeNizde!!!

Ne kadar da umutLuydum herkesten... İnsanLarın sahte olduğuna inanmazdım. Şans verirdim her insana ayrım yapMadan, tıpkı ayrım yapmadan beni de acıttıkLarı gibi... Canımdan parÇa biLdim birçoğunu, kendimi sever gibi sevdim ama sevmek yetmiyorMuş. DostLar sahte, sevgiLer sahTe, insanLar saHte oLmuş da bir ben kaLmışım fark edemeyen...

İşte şimdi ben de sizDen biri oLuyorum. Hadi kusun içinizdeki kini, ben de öğrenmeLiyim acımasız oLmayı... Nefret, duyguLarın en üstünü oLmuş artık... Benim nasıL oLsa umudum kaLmadı artık, varsın içimi nefRet doLdursun ne fark eDer? Ruhum can çekişiyor şimdi aydınLığı meçhuL oLan uzun, karanLık yoLLarda... Durmaksızın kanıYor yaraLarım, sessizLiğimin çığLıkLarında kayboLuyor isyankar ferYatLarım... Vazgeçtim arTık her şeyden...
ARTIK MELEK DEĞİLİM...

 

17/2/2008 ·

Aşk var içimde,ulaşamadığım bir yerde..Biliyorum gitmedi hiç bir yere o senin gibi terketmedi işte..
Biliyorum aşk var içimde,derinde bir yerlerde..Çıkarırsam üşür benliğim yok olurum belkide..
Bir daha hiç açmaz güneşim..Isıtamam sensiz onu..İpe sapa gelmez aşk..Çıkarsa dışarı durmaz rahat..Almak ister canımı..
Söyleyecek çok sözüm vardı..Hepsi yarım kaldı..Bu perişan halim senden armağandı.
Bu sonu bilinmez sokaklar bana dar geliyor..Sanki nefes almak yasaktı..Bu bilinmeyene düşen kurtulmazdı..
Hani bu mucizeydi olamazdı..Biliyorum işte adı imkansızdı..
Ne olursa olsun sevdaydı..Yaşanmalıydı bence..Günahta olsa gidilebilirdi..Bu yolda herşey feda edilebilirdi..
İçinde aşk vardı..Böyle zalim olunmazdı..Kalbimi kırmak kolaydı..Acımalıydın ama içinde aşk vardı..
Sence neydi aşk..?Kolay bulunan hiçbirşeye değer olmayanmıydı..?Boştu biliyorum aşk anlatılmaz yaşanırdı..
Sen yaşamadığın için anlayamazdın..İzin verseydin yaşardın..Ama kabullenemedin..Bir türlü sonu gelmeyen uzun cümlelerin vardı.
Anlamsız kaçışların ve çokça bahanen vardı..Ama içinde aşk yoktu..
Kırmasaydın onu..Yitirmeseydi masumluğunu..İçimdeki aşk yaşamaya değerdi..Görebilseydin bunu..
Kalsaydın yanımda..Bütün yasaklara,yasak olmalara inat.Hiç değilse yüreğimde dursaydın..Ben büyütürdüm aşkımızı yüreğimde..
Yapamadın,harcadın beni..Aşk uğruna derin boşluklar sakladım içime..İstemez ki kimse girmek karanlığa..Haklıydın sonumuz yoktu bu aşkta..
Haklıydım seviyordum son nefesime saklarım aşk cümlelerimi..Söyletmessinler boşver en güzel aşk sözcüklerini..
Seni saklasınlar en fazla bulurum yine içimde..
Aşk var içimde..Senin bilemediğin benimse gücümün yetmediği cümleleri sakladım son nefesime..

« Önceki ::